Çin'in yapay zekâ stratejisi artık birkaç teknoloji şirketinin geliştirdiği modellerden çok daha büyük bir projeye dönüşüyor. Devlet Başkanı Xi Jinping'in açıklamaları ve Pekin'in yayımladığı politika belgeleri, yapay zekânın ülkenin ekonomik dönüşümünde merkezi bir rol üstlenmesinin hedeflendiğini gösteriyor.
The New York Times'ın 23 Eylül 2026 tarihli haberinde aktarıldığı üzere Xi'nin yapay zekâya ilgisi bugünkü üretken yapay zekâ patlamasından yıllar öncesine uzanıyor. 2014 yılında robot teknolojilerindeki gelişmeler hakkında bilgi alan Xi, Çin'in gelecekte dünyanın en büyük robot pazarlarından biri olabileceğini ancak ülkenin teknoloji ve üretim kapasitesinin bu değişime hazır olup olmadığını sorgulamıştı.
YAPAY ZEKÂ EKONOMİNİN “ÖNCÜ KAZI”
Xi Jinping 2018 yılında yapay zekâyı yeni teknolojik ve endüstriyel dönüşümün stratejik teknolojilerinden biri olarak tanımlarken Çincede “başta uçan kaz” anlamına gelen bir benzetme kullandı. Düşünce şu: Yapay zekâ tek başına büyüyen bir sektör olmayacak; üretim, sağlık, ulaşım, eğitim, bilimsel araştırma ve kamu hizmetlerini de dönüştürecek.
2030 HEDEFİ: YÜZDE 90'IN ÜZERİNDE YAYGINLIK
Çin'in 2025 yılında açıkladığı “Yapay Zekâ+” eylem planına göre yeni nesil akıllı terminaller ve yapay zekâ ajanları gibi uygulamaların yaygınlık oranının 2027'de yüzde 70'i, 2030'da ise yüzde 90'ı aşması hedefleniyor. 2030'a gelindiğinde “akıllı ekonomi”nin önemli büyüme motorlarından birine dönüşmesi öngörülüyor.
Yüzde 90 hedefi doğrudan “Çin nüfusunun yüzde 90'ı yapay zekâ kullanacak” anlamına gelmiyor. Resmî belge, yeni nesil akıllı terminaller ve yapay zekâ ajanları gibi uygulamaların yaygınlık oranından söz ediyor.
DEVLET DESTEĞİNİN ÖLÇEĞİ
Information Technology and Innovation Foundation'ın aktardığı araştırmaya göre Çin'deki devlet yönlendirmeli girişim sermayesi fonları 2000–2023 döneminde geniş tanımlı yapay zekâ sektöründe faaliyet gösteren 9.623 şirkete 20 binden fazla işlem üzerinden toplam 184 milyar dolar yatırım yaptı. Bu tanım robotik, otomasyon, bilgisayarlı görü, doğal dil işleme ve büyük veri gibi birçok alanı kapsıyor.
2026'nın şubat ayında Xi'nin Pekin'in Yizhuang bölgesindeki Ulusal Bilgi Teknolojileri Uygulama İnovasyon Parkı'nı ziyaret etmesi de bu stratejinin sembolik örneklerinden biri oldu. Xi burada yapay zekâ ve robotik teknolojilerini inceledi ve teknoloji alanındaki eksikleri kapatabilmek için farklı kaynakların bir araya getirilmesi gerektiğini söyledi.
ÇİN VE ABD AYNI YARIŞTA, FARKLI YOLLARDA
Rekabet çoğu zaman kimin daha güçlü modeli geliştireceği üzerinden anlatılıyor. Çin'in stratejisinde ise teknolojiyi hızla gerçek ekonomiye yaymak öne çıkıyor. Robot fabrikaları, sürücüsüz araçlar, yapay zekâ destekli sağlık sistemleri ve üretim hatları bu nedenle ekonomik planlamanın parçaları. Robotlar ve otomasyonun yaşlanan nüfusun yarattığı iş gücü boşluklarının bir bölümünü doldurabileceği de düşünülüyor.
BÜYÜK YATIRIM BÜYÜK SONUÇ GARANTİSİ DEĞİL
Ekonomistler kaynakların verimsiz şirketlere yönelmesi, aynı teknolojilerin farklı bölgelerde tekrar geliştirilmesi ve kamu destekli yatırımın tüketim gibi alanlardan kaynak çekmesi risklerini tartışıyor. Yapay zekâ yatırımları uzun vadede verimlilik sağlayabilir; teknoloji sektörünün Çin'in istihdam ve iç tüketim sorunlarını kısa vadede tek başına çözmesi beklenmiyor.
Pekin'in önündeki soru şu: Yapay zekâ gerçekten bütün bir ekonominin verimliliğini artırabilecek mi?
