Bir akşamı anlatırken “Hiçbir şey yapmadım” diyoruz. Oysa yemek yemiş, birini dinlemiş, pencereden bakmış olabiliriz. Bu cümle, yaptıklarımızın sayısından çok hangi etkinlikleri değerli saydığımızı ele veriyor. Bu yazı boş zamanı sürekli yararlı hale getirme beklentisine itiraz eden bir görüş metni.

Ölçülebilen, hayatın bütünü mü?

OECD’nin How’s Life? 2024 çerçevesi yaşamı yalnızca gelirle değerlendirmiyor; iş ve yaşam dengesi içinde boş zaman, kişisel bakım ve zaman kullanımından memnuniyet gibi göstergelere de yer veriyor. Bu tercih, herkesin kaç saat dinlenmesi gerektiğini söyleyen kişisel bir formül değil. Tek bir üretim sayısının iyi bir hayatı anlatmaya yetmediğini düşünmek için bir başlangıç. [1]

Bir kitabı bitirme hızımızı veya yürüdüğümüz adımları sayabiliriz. Fakat bir arkadaşın sözünü kesmeden dinlemeyi hangi haneye yazacağız? Kolay sayılamadığı için bir etkinliği değersiz görmek, cetvelin ölçemediği şeyleri dünyadan silmek gibi olur.

Dinlenmeyi de projeye çevirmek

“Dinlen, daha iyi çalışırsın” bazen işe yarayan bir öneri olabilir. Benim itirazım, dinlenmenin ancak böyle savunulabilmesine. Bir pazar sabahından ayrıca mesleki bir fayda istemek, boş zamana bile performans raporu yazdırıyor. İnsan yalnızca gelecekteki işgücünü onaran bir varlık olarak düşünülemez.

Elbette herkesin zamanı üzerinde aynı özgürlüğü yok. Bakım emeği, geçim baskısı ve ulaşımı hesaba katmadan “Sadece yavaşla” demek, okura yeni bir yük verebilir. Buradaki soru bireyin kusuru değil, neyi değerli sayan bir hayat düzeni kurduğumuz.

Bu akşam için başka bir soru

“Bugün ne kadar iş çıkardım?” sorusunun yanına “Kime zaman ayırdım, neyi fark ettim, neye yetişmek zorunda değildim?” sorularını koyabiliriz. Yanıtları paylaşmak veya kaydetmek şart değil. Bir etkinliğin karşılığında yeni bir başarı istemeden ona yer açmak da bir tercih.

Bazı akşamların iyi geçmesinin nedeni, bizden bir sonuç istememeleri olabilir. Bu denemenin önerisi, hayatın yalnızca bir yarış olarak tarif edilmesine biraz mesafe koymak.