
Einstein Probe yeni magnetarı nasıl yakaladı?
22 Eylül’de yayımlanan ön baskı, Haziran’da tespit edilen bir X-ışını kaynağının güçlü manyetik alanlı bir nötron yıldızı olduğunu bildiriyor.
Bilimsel araştırmalar, keşifler, çevre ve teknoloji. Araştırmanın ne söylediğini ve sınırlarını sade Türkçeyle anlatıyoruz.
147 yayın · Sayfa 7 / 9

22 Eylül’de yayımlanan ön baskı, Haziran’da tespit edilen bir X-ışını kaynağının güçlü manyetik alanlı bir nötron yıldızı olduğunu bildiriyor.

15 Eylül’de paylaşılan ön baskı, MeerKAT gözlemleriyle bir ötegezegene doğrudan bağlanan radyo yayımı tespit edildiğini bildiriyor.

Nature’da yayımlanan çalışma, insanlara özgü gen düzenleme değişikliklerini eklem dokusunun bileşimiyle ilişkilendirdi.

ESA, Juice uzay aracının 28 Eylül’deki Dünya yakın geçişinin hızını yaklaşık 3,5 kilometre/saniye artıracağını açıkladı.

163 karınca genomunu inceleyen çalışma, hareketli DNA parçalarının büyük çeşitlenme dönemlerinden önce arttığını gösteriyor.

Yeni bir nanoparçacık vücudun kendi büyüme faktörlerini harekete geçirerek kemik onarımını destekledi. Sıçan deneylerinde sekiz hafta sonra kontrol grubuna göre yaklaşık yüzde 80 daha yüksek kemik hacmi ölçüldü; insan tedavisi henüz yok.

İskoçya Kraliyet Astronomu Catherine Heymans simülasyon hipotezini fizik, yapay zekâ ve bilinç üzerinden inceliyor. Ortada bir simülasyon kanıtı yok; soru bir düşünce deneyi olarak ele alınıyor.

Sekiz haftalık profesyonel yaşam tarzı programı, bir çalışmada depresyon belirtilerini azaltmada bilişsel davranışçı terapiyle karşılaştırılabilir sonuçlar verdi. Bulgular henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi.

SpaceX’in 14. test uçuşu için en erken 28 Eylül 2026 hedefleniyor. Altı Dünya turu ve 26 Starlink V3 uydusunun bırakılması planlar arasında.

Romanya’daki Scărișoara Buz Mağarası’ndan çıkarılan bakteri hem direnç hem antimikrobiyal etkinlik gösterdi. Bulgular yeni ilaç arayışı için ipucu olabilir.

Bacillus subtilis bakterisinde Ndh ve Ncp proteinlerinin tüp benzeri yapılar oluşturduğu görüldü. Elektron taşınmasına katkıları araştırılıyor.

Bilim doğayı anlamaya, teknoloji bilgiyi uygulamaya çalışıyor. Yapay zekâ, genetik ve uzay araştırmalarında iki alan artık birbirini hızlandırıyor.

Saçınızı yıllarca kesmezseniz omuzlarınızı, belinizi hatta bazı insanlarda dizlerinizi geçebilir. Peki kol kıllarınızı yıllarca kendi haline bıraksanız neden Rapunzel’e dönüşmüyorlar? Cevap, kılların ne kadar hızlı uzadığında değil, ne kadar süre uzamalarına izin verildiğinde saklı.

Güney Hindistan’da bazı çiftçiler sentetik gübre ve pestisitlere dayalı tarımdan uzaklaşıp “doğal tarım” yöntemlerine yöneliyor. Sağlık, toprak kalitesi ve daha düşük girdi maliyetleri onları cezbediyor. Fakat yeni bir araştırmanın gösterdiği üzere istek başka, tarlayı gerçekten dönüştürmek başka: 1.126 çiftçinin yalnızca 23’ü eğitimden sonraki ilk aylarda doğal tarım uygulamalarından herhangi birini kullanmaya başlamıştı.

İnsan bedeni kusursuz tasarlanmış bir makineden çok, milyarlarca yıllık güncellemelerin üst üste kurulduğu eski bir işletim sistemine benziyor. Bazı özellikler hâlâ çalışıyor, bazılarıysa sadece geçmişten kalan dosyalar gibi bizimle yaşamaya devam ediyor.

Bir çocuk ağacın daha yüksek dalına çıkmak isterken diğeri aşağıda kalmayı tercih ediyor. Biri hızla kaydıraktan inmeyi eğlenceli bulurken diğeri tehlikeli görüyor. Peki henüz düzgün okuyamayan 5 yaşındaki bir çocuğun risk alma eğilimini nasıl ölçersiniz? Türkiye’den araştırmacılar bunun için resimler, sesli anlatım ve dokunmatik ekran kullanan bir tablet sistemi geliştirdi. Çocuk soruları kendi başına cevaplıyor; yetişkin yalnızca kenardan izliyor.

Beyni tek bir organ olarak düşünüyoruz. Ön tarafı düşünür, arka tarafı nefesimizi ve kalp atışımızı yönetir; ama sonuçta hepsi aynı beynin parçasıdır. Yeni bir çalışma ise bu bütünlüğün gelişimin çok erken dönemlerinde sandığımız kadar bütün olmadığını gösteriyor. Beynin ön ve arka bölgeleri, embriyo daha oluşumunun başındayken birbirinden farklı hücre gruplarından doğuyor olabilir.

Atlantik Okyanusu’nun altında, gezegenin iklimini sessizce düzenleyen devasa bir dolaşım sistemi çalışıyor. Adı AMOC. Avrupa’ya taşınan ısıdan tropikal yağışlara kadar pek çok şeyi etkiliyor. Eğer bu sistem ciddi biçimde zayıflar veya çökerse sonuçları dünyanın çok farklı bölgelerinde hissedilebilir. Asıl soru ise şu: Böyle bir çöküş yaklaşırken bunu önceden anlayabilecek miyiz?