SwRI’nin 26 Ekim açıklamasına göre yıldızlararası kuyrukluyıldızın tayfı, mikrometre ölçeğinde tozla karışık su buzuyla açıklanabiliyor. Bu benzerlik ortak kökenin veya yaşamın kanıtı değil.
NASA’nın 26 Ekim açıklaması, bazı hedef yüzeylerde 100–300 nanometreye kadar inen parçacıklar bildiriyor. Ölçümler insanlarda hastalık gösteren bir deney değil; gelecekteki koruyucu tasarımlar için veri.
MMX görevi, Mars’ın uydusu Phobos’tan en az 10 gram örneği Dünya’ya getirmeyi hedefliyor. Bu malzemenin içinde Mars’tan kopmuş parçacıklar bulunması da mümkün.
Bilim insanları nano ölçekli manyetik parçacıklar üreten bir bakteriyi laboratuvar solucanlarının beslenmesine ekledi. Sonuç dikkat çekiciydi: Solucanların ortalama yaşam süresi 17,17 günden 24,62 güne yükseldi.
Japonya’da yapılan yeni bir laboratuvar araştırması, üzüm ve yaban mersini gibi meyvelerde doğal olarak bulunan “pterostilben” adlı bileşiğin kas hücrelerindeki yağ birikimini azaltabildiğini ortaya koydu. Ancak araştırma henüz hücre deneyleriyle sınırlı; sonuçların insanlarda geçerli olup olmadığı bilinmiyor.
Uzun bir kuraklığın ardından yağmur başladığında duyulan tanıdık toprak kokusuna “petrikor” denir. Met Office, bu kokunun yağmur damlalarının toprak yüzeyinden havaya taşıdığı maddelerle ilişkili olduğunu açıklar. Dolayısıyla koku, yalnızca gökten düşen suyun bir özelliği değildir.