Yarasalar, gerçek ve sürekli kanat çırparak uçuş yapabilen memelilerdir. ABD Ulusal Park Servisi, yarasa kanadını uzun parmaklar arasına gerilmiş esnek bir deri zarıyla açıklar. Bu nedenle kanat, memeli ön üyesinin farklı bir biçim almış halidir.
Bilgisayar klavyelerinde yaygın olan QWERTY dizilimi, elektronik bilgisayarlardan daha eskidir. ABD Kongre Kütüphanesi, Sholes ve Glidden daktilosunun daha sonra Remington adıyla yaygınlaştığını ve bu tuş düzeninin tanınmasında rol oynadığını anlatır.
Buzun su üzerinde kalmasının nedeni, sıradan buzun sıvı sudan daha düşük yoğunlukta olmasıdır. USGS, donma sırasında su moleküllerinin daha açık bir kristal düzen oluşturduğunu anlatır. Aynı miktardaki madde daha fazla hacim kaplayınca birim hacimdeki kütle azalır.
Zürafanın uzun boyun bölümünde yedi boyun omuru vardır. Londra Doğa Tarihi Müzesi, çok daha küçük olan farede de aynı sayıda boyun omuru bulunduğunu vurgular. Çarpıcı fark, yalnızca omur sayısında aranmaz; omurların boyutları da hesaba katılmalıdır.
Doğal vanilya, Vanilla cinsindeki sarılıcı tropikal orkidelerin işlenmiş meyvelerinden elde edilir. Kew'in açıklamasına göre tatlılarda kullanılan vanilya özütü bu meyvelerle bağlantılıdır. Yani vanilya yalnızca bir mutfak aroması adı değil, belirli bir bitki grubunun ürünüdür.
Denizin mavi görünmesini yalnızca gökyüzünün yansımasına bağlamak eksiktir. NOAA, suyun görünür ışığın kırmızı tarafındaki dalga boylarını daha güçlü soğurduğunu açıklar. Geriye kalan ışık dağılımı, yeterli su derinliğinde mavinin belirginleşmesine katkıda bulunur.
Mercanlar bitki veya taş değildir. Polip denen hayvanların oluşturduğu canlılardır; bazıları tek başına, bazıları koloniler halinde yaşar. NOAA, özellikle sert mercanlarda poliplerin kalsiyum karbonat iskelet oluşturduğunu açıklar. Resifin taş gibi görünen yapısı ile onu oluşturan canlıyı ayırmak gerekir.
Ahtapotların üç kalbi bulunur, fakat bu kalplerin görevleri aynı değildir. Londra Doğa Tarihi Müzesinin açıklamasına göre ikisi kanı solungaçlara pompalar; üçüncüsü ise kanın vücudun diğer bölgelerinde dolaşmasını sağlar.
Uzun bir kuraklığın ardından yağmur başladığında duyulan tanıdık toprak kokusuna “petrikor” denir. Met Office, bu kokunun yağmur damlalarının toprak yüzeyinden havaya taşıdığı maddelerle ilişkili olduğunu açıklar. Dolayısıyla koku, yalnızca gökten düşen suyun bir özelliği değildir.
Yıldırımın içinden geçtiği hava yaklaşık 50 bin Fahrenheit dereceye, yani 28 bin Celsius dereceye kadar ısınabilir. ABD Ulusal Hava Durumu Servisi bu değeri verirken önemli bir ayrım yapar: Söz konusu olan elektrik yüklerinin hareketi sırasında ısınan malzemedir.
Flamingolar yumurtadan pembe çıkmaz. Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesine göre yavruların tüyleri başlangıçta beyazımsı gridir; karakteristik pembe renk zamanla oluşur. Bu rengin kaynağında, besinlerle alınan karotenoid pigmentler bulunur.
Kelebeklerin ayaklarında kimyasal maddeleri algılayan tat reseptörleri bulunur. Londra Doğa Tarihi Müzesi, bunun yiyecek bulmalarına yardımcı olduğunu ve olgunlaşmış meyvelerin de bazı kelebekler için besin kaynağı olabildiğini anlatır.
Elmas ve grafit, karbon atomlarından oluşur; buna rağmen fiziksel özellikleri belirgin biçimde farklıdır. Eastern New Mexico University bünyesindeki Miles Mineral Museum, bu örneği aynı kimyasal bileşimin farklı kristal yapılarla farklı mineraller oluşturabildiğini göstermek için kullanır.
Bir kaya parçasının yüzmesi ilk bakışta şaşırtıcıdır. Pomza, volkanik malzemenin gazlarla köpürüp katılaşması sonucunda çok sayıda boşluk içerebilir. USGS, bu boşlukların oluşturduğu düşük ortalama yoğunluğun bazı pomzaların su üzerinde kalmasını sağladığını açıklar.
Braille'in temel hücresi, iki sütunda üçer konuma yerleştirilen altı noktadan oluşur. Noktaların kabartılı veya boş olması farklı işaretler üretir. ABD Kongre Kütüphanesine göre bu düzen, boş hücre dışında 63 farklı nokta bileşimine izin verir.
Muz bitkisi uzaktan küçük bir ağaç gibi görünebilir. Ancak gövde sandığımız kalın bölüm, sıkıca üst üste sarılmış yaprak tabanlarından oluşan bir “yalancı gövde”dir. Kew Science, muzları odunsu ağaçlar yerine iri otsu bitkiler olarak tanımlar.
Atlantik morinasında iri bir dişi, bir yumurtlama döneminde yaklaşık 3–9 milyon yumurta üretebilir. NOAA Fisheries bu sayıyı türün üreme özelliklerini açıklarken verir. Bu, her morinanın aynı sayıda yumurta bıraktığı anlamına gelmez; balığın büyüklüğü ve yaşam evresi önemlidir.